28 Aralık 2012

dertlerimizden dert seçemez olduk. 
vakit öyle ağır, mecram öyle dar oluyor ki bazen iç'imi bomboş edip, öylece sessizliğe varmak gerekliliği önüme düşüyor. bugün cebime bişey düş'tü. ağlamam boğazımda kaldı.. keşke'sini sönümlemiş adam keşke'm oldu.
ne kadar dokunabildim benimle pay ettiğine, sıcacık öğüt gözlerine, baba kalbine.
insan uzak olunca daha yakınlaşıyor belki. acımak değilde böyle garip hissettiriyor. daha çok, daha çok oluyor. keşke oluyor. kıymeti kaybolacağına varıyor herhal.
sessizlik gibi çığlık var mı ki?
iç'im acıdı.
elimi nerelere koyacağımı bilemedim de.

biz yine evimize gelince, sen o masada rakı içemeyince ne olacak halimiz?
bilemedim bir. 

24 Aralık 2012


"7KEZçağırdımSENİ6sındaGELMEkal7ncisindeSÖZverTEKbirSÖZCÜKLEgel"

bertolt brecht

13 Aralık 2012

işsiz manifestosu

insan yüksek öğrenimdeyken ve o öğrenim çift dikişli haddini de aşmış ise ayak bağlarından kurtulmaya bakıyor. bakıyor, deniyor. iyi halden beraat etmek isterken müebbetle muhattap oluyor. ama sonra af mucizesi giriyor işin içine, içi boşaltılmış makamların hakkını haksız ettiği zaman yalvarmalarında.
e tamam bitirdik işte. rakı sofrasında bile bitirmiş olabilirim okulu.

şimdi işsizim!
iş siz!
i
ş
s
i
z

(sen' siz gibi... .} )

velhasıl...
günlerdir evdeyim. hiç içinde olmadığım bir o kadar da odamda. .) neyse bugün kendimle barışmaya başlayıp özgeçmişlerimi düzenledim. bir kaç kere, bir kaç maskeli, şizofren özgeçmişler.
nereye başvuracağına dair kendine yeni bir hal sergilettirmen gerekiyor. ben gayet netim. öyle gireceğim yere göre değil neysem oyum, ben buyum arkadaş diyorum. ama daha vasıfsız işçi olacağım binlerce gün beni beklerken dedim ya bu ev olmayan evde sıkıştığım kutuda sabırsız kumaşlarımı çıkardım ortaya. sevdiklerime denemeler yapıp heyecanlandım. fena da olmadı ha!
sonra küskün ve karmakarışık yünlerle biraz dert değiş tokuşu ettik. bir televizyon battaniyesi olup, 'bizi' sarmak istediklerini söylediler. içimdeki biz ısıtıverdi battaniyeden önce beni.

yarın web sitemi de tamamlayıp en olağan, sade ve kendim gibi olan özgeçmişimle tekrar tekrar deneyeceğim kapıları.
belki şu kapıdan çıkıp, içinde hiç kapı olmayan güzel tek kapılı bir ev açar bana...
kim bilir... .)



10 Aralık 2012

dün akşam üzerinden bastı yüreğime.
oturdu kaldı öyle.
ama şimdi rahatladım sabahın haberleriyle...
yolunu gözleyeceklerimiz korktuğum yerlere serpilmedi.
kütahya..
rize..
kırklareli..

oh dedim iç'imden..
oH!
hadi uğurlu tezkereler ola.





"bir gün gelecek
 bir gün kalacak"











4 Aralık 2012

atlas aren kılıç

asya kuzusuna boyum yetmediydi de...
bugün minik bir hayat geldi yanımıza.
3 aralık 2o12, 13:47, 3o7o gr...
atlas aren kuzusu...
sağlık ile..
huzur ile..
keyF' ile.
hoş geldin, hoş ettin kuzum bizi... :)

30 Kasım 2012

yeşil vosvosum ters dönüp, düşmüş yatağın köşesine...
bagajında ilk ve tek hıdırellez kesem, kırmızı kırmızı sırıtıyormuş gibi yapıyor ama.. iç'i içi'Ni yiyor. olamamışlıklar ya da olacaklara gebe. sıkışmış!
herşey yoluna girecekmiş gibi, lakin zorluyor işte.
hayalperestim ya ben. aylak, çingene ruhum unutmasın, hatır etsin diye.
şimdilerde esen, kimsenin hatta benim bile göremediğim rüzgar beni oradan oraya savuruveriyor.
sırtımdaki hafifliğim... kanatlarım yük oldu şimdi...
taşıyabilecek miyim? emin olamıyorum. bunca zaman taşımışken şimdi nasıl unut edicem ki. bilemiyorum.
kocaman bir yemek kitabı var sanki önümde ama damak tadımız eş değil. lezzet öngörümüz çok çatışıyor!
korkular,
en di şe ler,
i ç i m d e k i   a D a M ı n  m e s a f e s i . . .
karmakarışık herşey.
o, ağlamalarımı sakladığım yorganın altına da hiç girmek istemiyorum, güneşin terk-i diyar eylediği mecramda.

n e
i s t e m e d i ğ i n i
B İ L M E K,
ne
i s t e d i ğ i n e
E Ş
m i d i r  k i ?

aRaFımın sözünü keser Mi?

28 Kasım 2012

bu iki güzel kadın.. bu, bu 'gidersen...' yok bu gece fazla ağır eder kendini.

                   
'çaresizsin'i üzerime bulaştıranın,
karektersizliğini adım adım nasıl doldurduğuna tanıklığım ikili ayna gibi.
birbirine bakarken, sonsuzu yaratan.
ben olduğum gibi güzel kalmaya çalışırken, sen'in bu kadar bulanık hale evrilişin...
adımlarım kuruya...




















gönül dağının iç'i boşalmaya.



25 Kasım 2012

gece uzun.
mevzu derin.
RaKı koy LA!


bugün yine kaçtık. vakit bizim oraların kokusunu çeker ya. karadeniz uşağunu çağırır. bilirsin.
şans denk geldi ki. bu kez asker uğurlamaya!
şen çocukların, uzun ya da kısa dönem öncesi, sığınma bakışları.
hiç, hiç tanışmıyorduk evvelinden.
'gelir misin?' dediler...
'gelirim tabii' dedim.
kısacık yol, yoldaş yolu oldu günümüze, gecemize.
öncemize, sonramıza.
söz ettin.
bozlak'a gideceğiz sağ salim dönünce.



hayrı olan tezkereler...

19 Kasım 2012





artık bana iç'imi sormayın. çünkü biliyorsunuz. alacağınız cevabı, o cevabı verirken gözlerimin nasıl dolacağını biliyorsunuz. ben şimdi bir yol arıyorum. kılıf değil yol. insan arar ya, iç'inin koR'uyla...
öyle bir yol arıyorum. özlemeye, koklamaya ve dokunmaya da bir çare bulduğumda şeklim değişmiş olacak zaten. göreceksiniz.

bakın.

"iyiyim!"

artık bana iç'imi sormayın. çünkü biliyorsunuz ki bu soru için "pas geçme hakkı"mı kullanacağım.

18 Kasım 2012

iç'imdeki deli, laz damarını tutamayrum.
gerçiii tutmak isteyey miyum?
o da şaibelidur...




















































































laz inadum sana tuttu.. 
(.

17 Kasım 2012

ZoR..










































"eğer iki  insan g e r ç e k t e n  birbirini seviyorsa, a r a l a r ı n d a   o l u p   b i t e n i  kimse bilmemeli."

dostoyevski 

13 Kasım 2012

kendi çöplüklerimiz...

gün 63..
kendi çöplüklerimizde, kendi pisliğimizde boğulurken unutuyoruz aslında kim olduğumuzu.
şeklimizi, rengimizi, neredeydik, nerelere evrildik, kimin elini tutuyorduk evvelden, şimdi bıraktığımız  elleri. coğrafyamızın, kendi mecramızın ilk dersinden hep kalıyoruz niyeyse.
öyle güzel söylenmiş ki, "i n s a n" ın zulmü... "i n s a n" a ettiği. acıtıyor. hep acıttı, ve kör farkındalıklarımızla hep A C I T I C A K.
bir de farkında olup, "çiçek olup oturan" bizler. o daha derin bir yara. elimizden getiremediklerimiz,  şımarık söylemlerimiz ve "sanki sanki" varoluşlarımız.
içim acıyor çünkü kendime bile anlatamadığım bu mücadele hikayelerini benden sonra bilmek isteyen tohum, torunlara nasıl dile getireceğiz diye. bize anlatmadılar çünkü korkutulmuş cenin evleri. anlatmadılar da böyle araflarda çiçek olduk uslu uslu kendi çöplüklerimizde kirlenmek güzeldir hayalini yaşıyoruz.
kendi adıma üzülüyorum. 
elimden getirebildiğim, eteklerimden saçabildiğim bir bu var.
yazık.
a c ı n a s ı  kendimize.
derdi anlamanın ötesinde ortak olamayışımıza, dermanları yüklenemeyişimize, kendi ihanetimize.

                           

10 Kasım 2012

çiçekdağ'ının anısına..

                           




vurgundu gecesefası
gündüze vurgundu
tutkundu gecesefası
gündüze tutkundu
görseydi, görebilseydi
bilseydi, bilebilseydi
ne yazık ki çok mahçuptu...

8 Kasım 2012

her rakı sofrasının konukları, her konuğun da ayrı bir tadı vardır. kuyruk acıları hep tazelenir rakı sofralarında. "iç" ukteleri zikr edilir. düğüm düğüm olur boğazlar. yarım kalmışlar da oturmuşlarsa sofraya. mevzu alır yürür...
evveli o, ahiri o olanlara iç sitemleri, gönül konmuşlukları depreşir. ayyuka mecra olur. gözyaşını tutamaz eninde sonunda ben ve benim gibi içi güzel kadınlar.
bugün emanet eylediğim, ama ömrümce vazgeçemeyeceğim bir adamla yüzleşirken, taze fasülyeleri sofraya hazır ederken sen düşünce düş'üme.. parmağıma bir kan kesiği ilişti. sen'i düş edince yara bantlık ettim kendimi.
ve sofradaki "acı" biberi sen diye yedim.:) sen diye gittikçe acısını arttırıp tatlı tatlı yanıverdim.

demem o ki: başa çıkma şekilleri, iç'imizdekilerle, hayırlara vesile ola.

masal okunası istenilen gecede, sarılmışlığıma evvelim sen olmuşun sunulmuşluğu tatlı bir acı biber. yedikçe acısı azalıp daha çok atmayı,acıtmayı istediğin, yedikçe müthiş bir tutku ile "daha da"sını istediğin ve sonunda yoğurdu yana yakıla aradığın bir hal..

iç'i de geç; ev ettiğim adamın aslında hiç iç etmemişliğiyle karşılaşma, aslında bana hiç değmediği farkındalığının acısı.. acı... acı.... gittikçe artan tatlı bir acı.
ama.
ben bununla tek başıma başa çıkıcam.
başka vücutlarda, başka ruhlarda ve başka bana bakmışlıklarında arıyormuş gibi yapıp kendimi kandıramayacak kadar aşık oldum; sana doğru olan iç'ime...

7 Kasım 2012

"insan"..
yorgun savaşçısını, yeni ve güzel kadınına emanet edip,
alacakları yoldan keyif etmelerini umarak arkalarından hoş kalın diye bir testi su dökmeli şimdi...
:)

2 Kasım 2012

sarhoj aklın itirafları..

video

ters ışıkta kadının boynu nasıl güzel gözüküyor onu anlatmaya çalışıyorum sadece... .)


1 Kasım 2012

yumruk mezesi

sen'i içine saklayamadığım bez çantamdaki narlarla gittim sarmaşık saklısı meyhaneye.
duramaz oldu içim döndüğüme inanan ben için.
eşyaları toparladım. kendimi toparlamayı kandırırken.

o tatilden kalma, sanki bir yastığa koyulmuş başlar gibi pembe yastık kılfındaki kokum, mavi yastık kılıfındaki kokun var diye yıkayamadım.
yatağın çarşafını değiştiremedim senle en son burada dokunduk diye.
çorapları atamadım iç'ime dar gelse de...

sonra o sarmaşık saklı meyhane de rakı döküldü bardağa...
tek kişilik masaya...
masalların hatrında yumruk mezesi geldi aklıma.
her canımı acıtıcı, hatır edici yudumun mezesi ola yumruk mezesi...



bundan başkaya varmaya çok denek harcıyorum.
düş ettiğim ev'in doğum sancıları başladı.
heyecanı iç'imde..
onca kipatı, bir yatağı, bir karanlık odayı ala ya artık .)

29 Ekim 2012





                           
raKı kokusunu eskişehir'de iç'e çekmek için..

27 Ekim 2012

cennetin ırmakları

kadın, bu güzel kadın yine yapmış yapacağını...
sih'Rini yapmış, biz sihir yapabilmeye hala inanan kadınlar iç'in..

                     

20 Ekim 2012

yorgunluk birasI


yorgunlugumuza yenik dusen behzat c. bolumleri.. yarin buyuk gun. yarin ki ogle yemegi o kadar onemli ki!!! hi!!

dun gece kadinlara alindi canim. sikildi icim. iyi bir adam benimde yanlarinda olmami saglamaya calisirken sarhosluklari ile soylediklerinin hatrina sigmayan sesler duyuverdim icimde bekledigim heyecanli konserin telefona sikismis varliginda. canim sikildi bir. uyuyamadim tum gece. ertesi gunun yorgun olacagini bile bile tum gece uyuyamadim.

insan...
hissetmedigi seyleri soylemeyi ne zaman ezber etti kendine.
ya da insan isek ve iyi, guzel, kiymetli insanlar isek biz ne ara kazidilar beynimize.
'beyaz' yalanlara hayat verdirmeyi. ben cozemiyorum.
griler vardir. elbet.
lakin senin cizgin senindir. senin cizgin siyahsa eger, icinde ki ve disindaki beyazdir.
ic'ini ve disini bilemedigin, sana degiyor mu degmiyor mu bilemedigin, cozemedigin anlarda griler ton banyosunda kuvet keyfi yapiverirler. varsin olsun .)

su guzel ve gergin dahi olsa sahane yorgunlugun uzerine sahane biralarin keyiflerini anlatamam size.
kacmisligim en guzel ani...

az kaldi..
icimde bir geri kapana kisilma korkusu her daim.
ama insaa ettigim bir yapi icimde kocaman. korumak icin sarf edeceklerim, sabir edeceklerim, oruc tutacaklarim.
buradaki konusma oruclarim.
ve gercekten burada oluslarim.
ve orada oluslarim.

bir turlu icimde bitiremediklerim.
kendime hatir ettirmek zorunda olduklarim.
kalbimin ezberini bozmama zorunlu kilindigim cam kiriklarim.

gunler ve geceler geciyor.
ben unutamayacaklarimi unutamayip, kendime bir yol bulmaya calisiyorum.
karsilastigimizda bir yapim asamasi endisesi sessizligi saracak etrafinizi...
sasirmalariniza alistirmalar yaptiriniz e mi?

icimizideki seytanlara soylemek isteyip de yutkunduklarim, aciyla yuttuklarim uykularini kacira...


ve SEN'i bana getire...
gelmeyeceksin gercekten ama SE Ni bana getire...
sana yolladigim kucuk ic'lerim gibi.
ne yazik sen bunun simarikliginda bogulup tahtadan siliverdin beni.


ic'im hep SANA dogru.


18 Ekim 2012

canim cekti.. taa buralardan.. 
neset ertas'tan.. 
sirasi ile.. 
zuluf dokulmus yuze.. 
ardina neredesin sen.. 
en son pesine de yolcu... 
firsati olan odullendire kendini beni de yaninda yer ede..

cok ozledim. ama donmemeye yuz tuttum ben..
insan uzak olunca... hic...
hic...

         

10 Ekim 2012


mutfakta calisip yorulmus kadinlarin gun sonu raporu .)))

insan kendi ile karsilasinca sasiriyor bir. en cok kendini yargiliyorsa su sekilsiz ve karaktersiz hayatta ve  kendini yargilarken o kadar acimasiz oluyorsa. insanin kendine ragmen kendi ile verdigi savas.. savas da degil de mucadele.. belki de mubadele...
kadim zamanlarini koruyamamis, sahte maskelerle yapabilenlere duyulan kiskanclik da deil imrenme de  degil. arafta ya bunye! bilmiyor! yargiliyor kendini.. kalemi kirmiyor ama catlatiyor kararin sonunda.
kendimle karsilastigim elma bahcelerinin ruyalarinda dun bunaliverdim. kacmak istedim her zaman ki gibi. ama elma bahcelerinde kacamiyorsun iste kendinden. gelip buluyorsun kendini hatta carpiveriyorusn kendine. buz gibi... duvar gibi... ama daha cok mu carpmam lazim sanki. him? evet evet daha cok ve daha sert carpmam lazim kendime.
daha cok ve daha sert ki hatir'i kolay ola. morluklari unutulmaya ki...
kuyrugumdaki aci hep sizlaya ki.
bileyim unutmayayim ki kanmayayim ben saf ruyalarima.
saf ic inanclarima. ic 'keske'lerime...

kendimi astim.
muebbetler verdim ustuste.
kizdim defalarca.
sardim yeri geldik, gelmedik.
kendimi nerede kaybettigimi bulsam! ah bir bulsam... bul sam!
tukurdum yuzume... defalarca... ofke ile!
cigrindan ciktigim anlara... cigrimdan cikaran, ic'imi tasiran o haytaya degil de kendime vurdum yumruklari...
kuy ruk A CI SI!
haitra ka ZI NA SI!

sarhos olmayi yasak edeyim kendime.
icimin acisi zeytinyagi sanki. alkolu basinca ayyuk'a yer ediyor kendini....

ben...
neler ettim ki kendime...
neler edeli ne kadar oldu ki etime...
ic'ime...
"ev"ime...
sokulup alindigim kapiya, ko vul du gum "ev"lere..

ic'im dokuluveriyor elma agaclarinin aralarinda...
dinledigim masallardaki aldatan kadinlarin imrenmisligiyle..


nereye..
ne zaman...
ne kadar?

9 Ekim 2012

bugun yagmur altinda elmalari toplarken kulagima calinan 1oo1 gece masallarinin icinde kaybolurken aglamaya basladim..
dinledigim masallardan mi?
masal sandigim kactiklarimdan mi?
daha donmeye vakit  var pek lakin,
donmekten korkuyorum.
dondugumde kendime yapacaklarimdan korkuyorum.
endisemin icinde eriyorum.
biraktiklarimin fisiltilari, verdigim irade sinavlari. bu garip mektebin sinirlari.
korkuyorum.
agliyorum.
endise ediyorum.
agliyorum.


vakit varken.
kacabilecegim kadar kacmak istiyorum.
arkama bakmadan.
cok korkuyorum ve icime akittiklarim patlarsa diye
KEN DIM DEN PEK KOR KU YO RUM...

4 Ekim 2012

norvecde hatir edilesiler..

bugun yine guzellikler tuttu elimden..














ayaklarimi uzatmis manzaranin karsisinda sigaramin ve kedili evin keyfini surerken muhis bir piyano sesi uflendi ruhuma...

3 Ekim 2012

mutlulugun icini doldurmak

'aslinda icimizde..' dedigimiz sey gercekten ic'mizdeymis sanirim. ben bu firsat surprizi ile uzaklasiverdim ezberlerimi bozdurmayan bir mecradan. ve simdi nefes almanin, yurumenin, kalp atislarinin ve huzur'un icinde yuzuyormusum gibi. kacmak degilde ara vermek gibi.
EZBERini BOZMAK gibi.
unuttugun mutlulugunu yeniden koklamak gibi. hani cocuklugumuzdan kalma kokular vardir ya. varinca burnunuza binlerce aniyi hatir ettirir insana.
ama simdi icimde garip bir huzur, bu huzurun daimiyetini tartan donecegim gunun endisesi ve gostermeye korkacagim gozyaslari var. mutlulugum, beni calan herseyin ic kazintisini saliversin istiyorum. kullerini savursun ki geriye kalan son kullerden kendimi yeniden yapayim istiyorum. ertelediklerimin oncusu olsun bu nefes alma istiyorum. ve tekrar o an' ile karsilasirsam eger kendimi korumak istiyorum tum 'destroyer'lara karsi. tum yikici darbelere karsi.
yagmurda erik ve elma toplayabilmenin imkani, bir seyleri istemeyince hayir diyebilmenin ve bunun anlasilirliginin luksu ve sokaklarda pijamalarla gezebilme ozgurlugu... uzerindekinin degilde ic'indekinin onemini kendi kuracagim 'kutu'nun icinde de saglayabilmek istiyorum...
fazla hayalperestim ama istersek ve biz oyle istersek kim ne diyebilir ki.
simdi heyecanim var ve ortaligi dagitici bir heyecan bu. simdilik bir mola verelim.
dondugumde orta format geleneksel hafizalardan ekleyeceklerim var. .)